7.11.2008

Rahmetle,saygıyla..




"Kitaplardan öğrendim. Muhakkak aşık olma arzusunu kitaplardan kaptım. Sonra kanıma işledi. Aşık olmalıydım. Saadet denilen bir şey olacak; bulabilir miyim acaba?.. Kastım parayla, bir evle, iyi yiyip iyi içme ile kendini gösteren bir saadet olmadığı için elimden geleni, yani önce paramı bitirdim. Evimi, alıştığım şeyleri de belki arkada bırakabilirdim. Yemeden içmeden kesildim. Bu kendi başına kazanılacak saadet idealizmimi tam hakikat hâline getirmiştim ki, etrafımda insanların bulunduğunu sevgilim bana anlattı. Şöyle mi düşündüm, dersiniz? Her insan kendi hissesine düşen bir, iki kişilik saadet payı için kavga etmeli. Hiç olmazsa bu kavgayı yapmalı ki, asıl hakikat dünyasını bulsun. Bu kavgada kazanmamalı ki, Hanya'yı Konya'yı anlasın. Bu kavgada zaten kazanmak yoktur a. Çünkü belki ortada galip vardır ama, mağlup olan yoktur ki... Kadın da, erkek de böyle, bir kavganın sonunda soluğu ya nikâh dairesinde alır, yahut da serbest bir birleşme ile yeni bir hayata adım atarlar. Ondan sonra uzun süren sulhun içinde çocuklara mekteplerinin taksiti, hanımın mantosu... Biz mağlup olduk. Mektep taksitinden, hanımın mantosundan kurtulduk."




(Havada Bulut, Sait Faik Abasıyanık)





Not:Sevgili Jelatin'den alıntıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder