8.11.2008

Seyduna&Şahrud





Yitik öyküdür, tarihten iki ayrı coğrafyaya damlayan, iki yürekte durmadan kanayan


seyduna ile şahrud

yüreklerinin akarken bıraktığı izi birbirlerinin gözlerinde aradılar, yoktu

iki iklim farkıydılar...

ne zaman gözgöze gelseler yangın çıkmayacak denli uzaktılar

yalnızca aynaların dökülen sırrına yansırdı üçüncü bir kente düşmüş suretleri.

şahrud gökyüzü geliniydi, yüzüne bulut inse donardı masal gözleri

bir solukluk rüzgarda bile kanardı usul usul gelincik bedeli

seyduna yeryüzü cehennemi ölüm çağırır uçurumlarda sınardı sevdasını

mağma yüreği

yalnız ufuk çizgisinde buluşurlardı.. onu da güneş günde iki kez ateşe verirdi...

iki iklim ayrıldılar

"ya şahrud" dedi seyduna

"gözlerime mermi diye sevdanı sürdüm, ardına bakma, gözyaşımla vurulursun, su gibi git"

şahrud'un yüzüne keder mayın gibi durdu

ve zaman gözlerinin su yeşiline kuruldu

hüzün bir buda heykeli gibi çırılçıplak yüzlerine oturdu..

rivayet odur ki, şahrud vardığı denizlerde hala seyduna türküleriyle uyanmakta

seyduna şahrud'un gözlerinden kalan masalla yaşlanmakta...

Not: Cevdet Bağca-Nefesimi süreyim,tavsiyedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder